Abigail, Magda Szabo

 Magda Szabo ile uzun zamandır ciddi bir ilişkim var desem çok da yanlış olmaz sanırım. Kendisinin yazdığı her kitaba kendimi tam bir güven duygusuyla bırakıyorum. Bu çok doğru bir yazar- okur ilişkisi mi bilemiyorum tabii ki. Ama yine de okurken hissettiğim duyguyu tam karşılayan sözcükler bunlar; tam bir güven duygusu. O kadar eminim ki Magda'nın yarattığı karakterlerin gerçekliğinden, dürüstlüğünden. Dünyanın farklı zamanlarında yaşayabilecek herhangi bir insanın yaşayabileceği durumları, duyguları yaşadığını biliyorum karakterlerin. 

Abigail yine tam olarak böyle bir deneyim sundu bana. Gina, çok gerçek. Daha net bir tanımım yok mesela Gina için. Yaşadıkları, yaşadıklarının ona hissettirdikleri ve verdiği tepkiler o kadar doğal, o kadar olması gerektiği gibi ki bazen bir kurgu okumaktan ziyade bir biyografi okuyormuş gibi hissedebiliyorsunuz.

Birçok soru sorduruyor kitap. Benim sürekli kendime sorduğum ise şu oluyor; savaşlar insanların daha iyi şartlarda yaşamaları, kazanım sağlayabilmeleri için yapılıyorsa neden savaşın tüm yüklerini yine en masum olanlar taşımak zorunda? Magda, zamansız hikaye kurma ustası desem çok da abartmış olmuyorum işte tam da bu yüzden. Gina'nın 1. Dünya Savaşı'nda yaşadığı bu duyguları eminim ki Kore Savaşı'ndaki bir kız çocuğu da yaşadı, Ukrayna-Rusya Savaşı'nı yaşayan bir kız çocuğu da yaşıyor. Yüzler, ülkeler, diller, evler değişse de duygularımız bir o kadar aynı, o kadar evrensel. Magda'nın kitaplarının bende yarattığı bu hepimiz aslında aynı yerdeyiz duygusunu çok seviyorum. Beni hayata karşı çok yumuşatıyor. Bambaşka ülkede, sohbet edemeyeceğim, sınırlar dolayısıyla veya kronolojik olarak birbirimizi yakalayabilmenin mümkün olmadığı insanları bu denli anlayabilmek fazlasıyla ''insan'' hissettiriyor. 

Abigail alt metni de çok yoğun olan bir metin. Dönemin Macaristanı'ının atmosferini açık bir şekilde göz önüne seriyor. Savaşın hayatlar üzerindeki yıkıcı etkisinin, yaş gözetmeksizin herkesi etkilediğini ve buna rağmen, ne olursa olsun insanların bir şekilde günlük dertleri de unutmadan bu ortama nasıl ayak uydurabildiklerini izliyoruz sanki.

Yorumlar